... ve pembe bulut sardı onları

içi sıcacıktı ve akide şekeri kokuyordu...

koca

larız

kafa

biz

biz

GOFRET GÜNLÜĞÜ | 02 | KÖPEK OLAN EVE MELEK GİRMEZ!?

29 Ekim 2010 Cuma

 Gofret hanım tam tamına 8 aydır bizimle.. Geldiği günden beri de hayatımız eskisinden çok daha hareketli ve eğlenceli bir hal aldı.. Sıpa herkesin kalbini çalıveriyor. O kadar ki, köpek korkusu olan arkadaşlarımız bile kızımla alt alta üst üste yerlerde yuvarlanabiliyor.. Yolda yürümenin imkanı yok! iki adımda bir durup kendisine sunulan sevgi tezahuratlarını kabul etmek boynumuzun borcu.

2 ay sonra 1 yaşına basacak olmasından ve mevsimin yavaş yavaş kışa dönüyor olmasından olsa gerek, ilk zamanlardaki deli enerjisinin yerini yavaş yavaş miskinlik almaya başladı.

2 -8 aylık dönemdeki delilikleri, hareketliliği bir ömür boyu sürecek olsaydı na'pardık bilemiyorum. Alışırdık herhalde, çünkü bu maskaraya kızmak pek mümkün değil. Dizimin dibinden ayrılmazken, kafasını kucağıma koyup gözümün içine içine bakarken, ne depresyon, ne öfke barındırabiliyorum içimde, ne mümkün! Ruhun temizlenmesi konusunda bir numaralı yol arkadaşım oldu. Ne mutlu! 

Etraftamızdaki bazı kendini bilmezlerden gelen, "köpek olan eve melek girmez", "evin içinde yaşayan köpek sevaplarınızdan birini alır", "Evin bereketi kaçar" gibisinden abuk sabuk önermeleri püskürtmek ise en eğlenceli kısım... Aslında hiç de eğlenceli değil.. ama bu kadar çok maruz kaldıkça insan bir şekilde eğlenmenin de yolunu bulmak zorunda hissediyor kendini..

Sana sadece sevgisini veren, karşılığında hiç birşey beklemeyen, olur da sevgisine cevap verip önüne iki lokma bişey koyarsan, sana hiç kimsenin teşekkür edemeyeceği kadar içten teşekkür edebilen bir varlık nasıl olur da melekleri kovar, sevapları yutar, bereketi kurutur?? Bana bunu mantıklı bir şekilde açıklayacak birinin olduğunun sanmıyorum. Varsa da beri gelsin.. Öyle bağnaz, dediğim dedik, fikri sabit bir insan da değilim!

Çok da fazla yaş edinmiş biri olmasam da, bu zamana dek öğrendiklerim bana tek bir şey öğretti.  Depresyona hemen hemen  hepimiz çok yatkınız. Çünkü imkansız hedefler bizlere hayat memat meselesi olarak aşılandı. Her tökezlediğimizde, en küçük sapmada başarısızlık hissi bizleri en karanlık kuyulara itti.. O kuyularda gezinip dururken, aslında ne kadar yol kat ettiğimizi, ne kadar başarılı olduğumuzu görecek gücümüz, isteğimiz kalamadı..

Ama bir gün bir gördük ki, hangi işe koyulacak olsak o işi bitirebilmemiz, tamamlayabilmemiz için tek bir şeye ihtiyacımız var. O da kendine inanmak, kötücül düşüncelerden zihni arındırmak, hedeflenen şey her ne ise, en iyi şekilde tamamlanabileceğine inanıp o inançla yola devam edebilmek.

Bu körü körüne, katışıksız inanç, etrafımız bu denli negatif etmenlerle çevriliyken çok mümkün olamıyor malesef. Durmadan işleyen, her boka kılıf uyduran zihnimiz de cabası.. Bu sebeple, dışardaki etmenlerden yalıtılmış bir şekilde içerdeki pisliklerden de arınabilmek için meditasyon vari yöntemler arayışına girdik..

Bu arayış serüveni devam ederken girdi hayatıma gofret hanım. Ve bir süre sonra farkettim ki, kendimi arındırabilmek için ne meditasyona ihtiyacım var, ne de çevrenin üzerimdeki etkilerini kabul edilebilir seviyede algılamama yardımcı olduğu söylenen, zaman zaman da el imdat diye sarıldığım yatıştırıcı ilaçlara, vs.

O geldiğinden beri, gördüm ki, çok daha iyi bir insanım.. Onun gözünden görmeye çalıştıkça hayatı, dertler azaldı ya da tahammül arttı.. Hangisiyse olan, iyi oldu.. Bu 8 ay içinde hiç yatıştırıcı kullanmadığımı farkettim.. Ve farkettim ki, yaptığım meditasyon vari pratiklerle, (buna çoğu zaman dua etmek de dahil) gözle görülür derecede yarar sağlamışım...

Ben bunu gofrete bağlıyorum, belki bu yazıyı okuyan başka biri için bu kılavuz köpeği değil de yeni doğan bebeğidir.. ya da hayata katılan yeni bir varlıktır...

Gofret hanım hayatıma girdiğinden beri evet, işimden ayrıldım, etime buduma bakmadan yeni bir iş kurdum, en yakınımdakiler dahil herkes yapamayacağımı düşündü, ama bunu direkt olarak bana söylemekten korktular.. yapabileceğimi biliyordum, hala da biliyorum... inanç var yani :) yaptım da.. şimdi ise bunu sürdürebileceğime dair olan inancı koruyabilmek adına çaba sarfediyorum sadece...

İnancın işleri yola sokmasına yardım eden dingin ruh hali, ve arınmış zihin de belki abartılı gelecek ama gofret hanım sayesinde önüme serildi. Ve biliyorum ki tüm bunlar olurken, ne melekler eksik oldu evimden, ne de evimin bereketinde bir azalma oldu...hatta diyebilirim ki, bereket durumu arttı bile...

Sevap kısmını bilemeyeceğim, zira bunu düşünerek yaşayanlardan değilim.. Bilebileceğini söyleyenlere de içten içe üzülmekten başka bir şey gelmiyor elimden. Bir gün olsun, sevaptır diyerek bir işe girişmedim... Girişenlerden de hiç hazetmem... biraz içten pazarlık gibi geliyor. Amacım iyi bir insan olmak değil.. Amacım sadece daha ne kadar buralardaysak, olabildiğince "olmak"... Olurken de iyi sıfatı yakıştırabilirsem kendime, süper olur. .

Gofret bize çok sağlam bir yol arkadaşı oldu... Bizle birlikte olmasına ön ayak olan tüm "meleklere" çok çok teşekkürler...

2 yorum gelmiş :):

Miles dedi ki...

şeytanda bir melekden hareket edip teşekkürü alsam mı üstüme,yada burda sevgili gofretin kuyruğunu yakalamaya çalışmasının nedenlerini ifşa mı etsem bilemedim...neyse hepimiz kardeşiz allahtan :)

Şam'da Kayısı dedi ki...

kızıma şeytan diyen melek olsa!!!
ama sen gene de al üstüne teşekkürü :)

ps: gofretin kuyruğunu yakalamaya çalışma nedeni sadece ilgi çekmek... artık nasıl bir bebek seçtiysen bütün uç özellikler onda toplanmış!!!

Yorum Gönder

 

Mail ile Takip