... ve pembe bulut sardı onları

içi sıcacıktı ve akide şekeri kokuyordu...

koca

larız

kafa

biz

biz
Diken Dosya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diken Dosya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Diken Dosya | 04 | Tarihten Günümüze İşkence | Maskeler

30 Ekim 2010 Cumartesi


Şu ana kadar karşılaştığım ve bir insan diğerine bunu nasıl yapar dedirten işkence yöntemleri arasında belki de en kabul edilebilir olanı maskeler olsa gerek. Tamam evet hiçbiri asla kabul edilebilir değil, ama insan doğası gereği kıyaslama yapmadan duramıyor.

Gelelim utanç maskesi olarak da anılan işkence maskelerinin hikayesine..

Diken Dosya | 03 | - İşkence Müzesi | Amsterdam |

29 Ekim 2010 Cuma

Uzun bir süredir "Diken Dosya" için yazı giremiyordum. Takipçiler hatırlar,(belki de hatırlamazlar, zira çok uzun zaman oldu en son yazıdan bu yana) bu bölümde tarihten günümüze işkence konusunu işliyorum(dum). Bugün, hazır bloğun dekorasyonunu değiştirmişken, bir iki bişey daha ekleyeyim istedim. Elimdeki dokumaları karıştırırken, daha önce paylaşmadığım için pişman olduğum birşey ile karşılaştım.

Diken Dosya : tarihten günümüze değişik işkence yöntemleri 2 - Kazıklı Voyvoda

20 Mart 2009 Cuma

Voyvoda III. Vlad, Drakula ya da Kazıklı Voyvoda 1448, 1456, 1462 yılları arası ve 1476 yıllarında Eflak beyliğinin voyvodası (prens) idi.
Voyvoda III. Vlad düşmanlarını (özellikle esir aldığı Osmanlı askerlerini) kazıklara çakarak işkenceyle öldürmesiyle tarihe geçmiştir. Sonradan Bram Stoker'ın Drakula romanına ve Drakula filmlerine konu olmuştur.
Osmanlılara yenilen Vlad'ın babası onu rehin olarak Osmanlılar'a vermişti. Yaşamının bir kısmını Osmanlıların elinde tutsak olarak yaşadı. Osmanlılar'ın egemenliğini kabul ederek Eflak'ın başına geçti. 1462 yılındaII. Mehmet Eflak seferine çıkarak Vlad'ın ordularını yendi ve Eflak'ı Osmanlı Devleti'ne yeniden bağladı.1476'da Vlad tekrar baş kaldırdı ama gene Osmanlı ordularına yenildi. Bu sefer öldürüldü ve kesilen başı öldürüldüğünü ispat etmek için İstanbul'a gönderildi.


Son derce canice işkenceler yapan bu lider özellikle işkencelerin salt acı değil psikolojik olmasına özen gösterirdi. Yeni doğum yapmış anneleri bir direğe bağlanırdı. Süt dolu göğüsleri kesilir onun yerine ise bebeklerinin başlarını kestirip diktirirdi ve kesilen göğüsler köpeklere yedirirdi.


Kimi zaman ise kurbanların vücutları fazla kan akıtmadan derilerinden arındırılır ve sonrasında üstüne tuz sürülüp, kaçilere yalatılmak suretiyle, sürülen tuzun kristalimsi yapısı yavaş yavaş kanata kanata çok ağır bir şekilde kan kaybından öldürülürdü , ki bu süre bazen günler alırdı.


Voyvoda’nın sinema tarihi boyunca filmlere konu olan en klasik metodu ise kurbanlarını yaklaşık bir metre yüksekliğindeki ucu sivriltilmiş kalın odunlara oturtması olarak bilinir.


Kendisine gönderilen elçilerin sarıklarını kafalarına çaktırıp sonrasında geri çekerek çıkartmak gibi akıl almaz işkence tekniklerinden de bahsedilmekte..


Bunlar her ne kadar tarih kitaplarında net bir şekilde anlatılsa da, hepsinin masal olmasını ümit etmeden de geçemiyor insan..





Diken Dosya : tarihten günümüze değişik işkence yöntemleri 1 - Pirinç Boğa'da Kızartmak


Pirinç dökümcüsü Atina'lı Perillos,Agrigentum Tiran'ı Phalaris için yeni bir suçlu öldürme yöntemi icadı olarak, tamamen pirinçten içi boş ve bir tarafında kapı bulunan bir boğa yaptı.
Kurban boğanın içine kapatılıyor ve sonra boğa altına yerleştirilen ateşle metalin rengi sıcaktan kırmızaya dönene kadar ısıtılıyor, böylece kurbanın içeride yavaşça kızararak ölmesi sağlanıyordu.

Boğanın başı, karmaşık bir sistemle tüp ve tapalarla yapılmıştı ve böylece mahkumların çığlıkları kızmış bir boğa böğürmesine dönüştürülebiliniyordu.
Söylendiğine göre boğa tekrar açıldığında, kurbanın kavrulmuş kemikleri mücevher gibi parlıyordu ve bunlardan kolye yapılıyordu.

Pirinç boğayı beğenerek sipariş vermiş olan Phalaris, boğanın boynuzundaki ses sisteminin bizzat Perillos'un kendisi tarafından test edilmesini istemiş, Perillos içeri girince hemen kapıyı kapatmış ve ateşi yakarak bu icadın ses sisteminin çalışıp çalışmadığını Perillos'un çığlıklarından öğrenmeye çalışmıştı.

Perillos'un ölmesine ramak kala, Phalaris kapıyı açarak onu dışarı çıkarmıştı. Onu boğadan çıkardığında, Perillos icadı için bir ödül alacağına düşünürken; bunun yerine Phalaris tarafından bir tepenin başından aşağıya yuvarlayarak öldürülmüştür.
Söylendiğine göre Phalaris, Telemachus tarafından tacı elinden alındığında, kendi siparişi olan bu pirinç boğanın içinde öldürülmüştür.

Roma kayıtlarına göre Pirinç boğa bir işkence aleti olarak Hristiyanları öldürmek için de kullanılmıştır. Hristiyan efsaneleri, Aziz Eustace'in karısı ve çocuklarıyla bereber İmparator Hadrian, Bergama Piskopos'u olan Küçük Asya'nın ilk Hristiyan şehidi Aziz Antipas'ın ise 92 yılı civarında Roma İmparatoru Domitian tarafından pirinç bir boğada kızartılarak öldürüldüğünden bahseder.

Bir diğer Hristiyan azizi olanTarsus'lu Aziz Pelagia , söylendiğine göre 287 yılında Roma İmparatoru Diocletianus tarafından pirinç boğa da kızartılmıştır.

Heredot' a göre, prinç bir boğanın içerisinde kızartılmak Antik Yunan da işkencenin en bilinen yöntemiydi. Genel tanımlamalara dayanarak, genellikle ölümcül olduğundan, bu işkenceden ziyade bir idam yöntemiydi ve sorgulama için çok fazla kullanılmıyordu.

Söylenenlere göre, pirinç boğanın nasıl yapıldığının ve kullanıldığının detaylı açıklamasını ilk defa M.Ö. 2.yüzyıl'da Satirist (hiciv yazarı) Lucian vermiştir.