... ve pembe bulut sardı onları

içi sıcacıktı ve akide şekeri kokuyordu...

koca

larız

kafa

biz

biz

"Merhaba Şems" ya da "Keşke hep bahar olsa"

9 Nisan 2009 Perşembe

En nihayetinde bahar geldi. aslında baharın gelişinden az evvel Şems ile tanışmış olamak belki de bundan sonra içimde hep bahar çiçekleri açmasına neden olacak.

Kışa sonsuza dek elveda..

Şems kimdir? Şems adı gibi güneştir.. dosdoğru doğrudur.. özellikle içe uzanan yolculukta dosttur, kılavuzdur.

Bu dost kılavuz bana yaşama dair, sorularıma dair, akıl çelen çetrefillere dair o kadar dost bir el uzattı ki o kadar olur.

O dost ele ihtiyaç duyanlar ilk önce elif şafak'ın aşk adlı romanıyla işe başlayabilir. Peşi sıra da zaten kendinizi onu ararken, kitap sayfalarının arasında bulmaya, daha da yakından tanımaya çabalarken bulacaksınız.

Elif Şafak sayesinde çıktığım bu serüven , kolayca itiraf edemesem de, bambaşka bir bene doğru yönlenmemi, aslında onu aramam gerektiğini gösterdi.

artık eskisi kadar çok sinirlenmiyorum, ağacın yaprağına takılıp, ormanı görmezden gelemiyor, herşeyi bir bütün olarak algılamaya zorluyorum kendimi.

hayat daha şimdiden çok daha kolay.

gündelik yaşamda hoşuma giden gelişmelerin sarhoşluğuna kaptırmaktan da vazgeçtim kendimi, ama aynı şekilde en küçük bir üzüntü seli de dünyamı boğamıyor karanlığa... ben ki dengesizlik abidesi, denge yolunda küçük ama emin adımlarla ilerliyorum şimdilerde..

yarın ne olacağını kimse bilemez.

iyisiyle de kötüsüyle de herşeye hazırım...

0 yorum gelmiş :):

Yorum Gönder

 

Mail ile Takip