... ve pembe bulut sardı onları

içi sıcacıktı ve akide şekeri kokuyordu...

koca

larız

kafa

biz

biz

Dün, geçen gün, bir de daha öncesi

12 Nisan 2011 Salı

Uzun bir aradan sonra ilk defa bugün, çokça alıştığımız kırmızı yasah yazısını görememiş olmanın dilegetirilebilemez mutluluğu ile ağdet-ta çocuklar gibi şeniz! İçinde bulunduğumuz tarifsiz sevinç ancak zavallı kuluna kaybolan eşeğini sonsuz kere kaybettirip bulduran şakacı-komik tanrının muzipliği ile bir miktar anlatılabilir. o "bir miktar" lık kısmı da es geçesim var... 

bu uzuuu-uuunn süre boyunca neler oldu neler... bir dolu kitap okundu, bir dolu film izlendi... çokça haber geçti...bir çoğu çoktan unutuldu, az bir miktar hala beyin kıvrımlarında ki, onlar da yakında terk ederler bizi meraklanmaya kimsecikler.. 

en beteri ve zor unutulacak olanı da oldu

japonya'da deprem oldu. 
japonya'da deprem oldu..
japonya'da deprem oldu...

ortaokul yıllarından özene bezene "ne ders çıkardık" kompozisyonu hazırlanacak cinsten oturdu kaldı hayatımızın merkezine. insan oğlu bu bencil yaratık, illa kendisi ile ilgili bir kaygısı olacak, unutmasın, dikkat versin diye... Ki aynen de öyle oldu... te dünyanın öbür ucunun aslında ne kadar yakın olduğunu süper mega anladık. Günlerce çaresizlik denen kötü şeyi alt edebilmek için uykusuz kaldık, merak ve kaygı uzunca bir süredir uyukladığı küfeden zıp diye çıkıverdiler, ki uyku mahmurluğundan eser yok gözlerinde... eskisinden daha taşikardik... Neyse geç olsun güç olmasın hesabı Chiba - Tokyo -  Osaka - Abu Dhabi derken "yarından sonra" nın türk versiyonun çevirdik, şimdi gün geliyor sanki hiç yaşamamışız gibi uzak - gibi, gün geliyor daha bir iki hafta önce olmuş  - gibi... Oysa ki ne çok geçti üstünden, ne de az bugün itibariyle tam 1ay1gün

Neler öğrendik :
- En azından diğer insanların güvenliği göz önünde bulundurulmalı ve Özge doğal afet riskinin yüksek olduğu bölgelere ayak basmamalıdır.

- Dış İşleri ile Konsolosluklar arasında kesin bir husumet var, birinin yap dediğini diğeri sakın yapma derken, en sonunda vatandaş gene kendi yolunu kendi buluyor. Sonuç : uzak bir ülkede çaresiz kalmış, neredeyse afetzede kıvamına gelmişsen, gidip devlet babadan yardım falan isteme sakın, bulduğun ilk uçağa biletini al, vize! pasaport! zırt! fırt! derlerse; mağdurum! da mağdurum! de ve geç. 

- Hükümetin kızılayının kurtarmakla övündüğü 25 şanslı kişiden biri olmak için oturup beklenmemeli. Beklerken bir kaç dua daha ezberlenmeli ki işler nisbeten kolaylaşsın. 

"Gezi yaparken ayağı burkulan John Smith Amerikan Hükümetinin gönderdiği helikopter ile Afrika savanasından kurtarıldı. Burkulmanın akabinde evine bırakılan Smith kahvesini yudumlarken Allah devletimize zeval vermesin dedi."

- Bazıları insan kalabilmeyi başarmışlar. Kim inanır ki bir havayolu şirketi müşteri temsilcisi, bileti satıp işini kapatmayı tercih etmesin de daha uygun ve daha ön tarihli bir bilet bulduğunda, sanki kendine bulmuşçasına arasın, takip etsin haber versin! Helal olsun Ethiad Hava Yollarından Alin Hanım'a. Hala hatırladıkça, ki aklımızdan çıkmıyor, hayır duaları ediyoruz dilimiz döndüğünce. 

- İnsanın hayatında bazen korkunç şeylerin olması gerekiyor. Şok etkisi iyi geliyor. Daha çok şükreder olduk son zamanlarda. 
Ah tam da bunlarla boğuşurken bir baktım ki soytur çeker b..tur kokar ne kadar da doğru bir tespit! 

Maksimum sıkılma anlarından biri idi... 

bir baktım elimde rengarenk bir saksı... 

önümde rengarenk sümbüller... 
ellerim toprağa batmış... 

"kökler hava alırsa, çiçekler yanar mazalallah!!" deyu deyu... 

Hayatımda ilk defa çiçek ektim. Diktim.. Tamam, sadece saksısını değiştirdim ama bu da bir başlangıç olsa gerek. :)


sevgilerimle, hande...




0 yorum gelmiş :):

Yorum Gönder

 

Mail ile Takip